‘Suudi Arabistan ile İran arasındaki görüşmelerin ikincisi bu ay gerçekleşebilir’

Ortadoğu’daki başta Yemen olmak üzere pek çok vekalet savaşında karşı karşıya gelen Sünni güç Suudi Arabistan ile Şii İran arasındaki gerginliklerin azaltılması ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla bu ay Irak’ta gerçekleştirildiği belirtilen görüşmelerin ikincisi için hazırlıkların başladığı bildirildi.

Reuters’a konuşan Ortadoğulu kaynaklar, Nisan ayında Irak’ta gerçekleştiği belirtilen görüşmelerin ikinci turu için İranlı ve Suudi Arabistanlı yetkililerin planlama yaptığını aktararak, “Nisan’da yapılan görüşme oldukça yapıcıydı ve en başta Yemen krizi ve İran’ın nükleer anlaşması olmak üzere pek çok konu ele alındı” ifadelerini kullandı.

Ay sonuna dek ikinci görüşmenin gerçekleşmesinin beklendiğini aktaran kaynaklar, görüşmenin ne zaman gerçekleşeceğinin Viyana’daki İran nükleer anlaşması müzakerelerine bağlı olduğunu kaydetti.

Diplomatik ilişkileri 2016’da tamamen kesen iki ülke, görüşmeleri şimdiye dek açık bir şekilde doğrulamazken, konuya ilişkin bir resmi yalanlama da gelmedi. 

İran’ın Bağdat Büyükelçisi’nden ise, Irak’ın iki ülke arasında arabuluculuk yapmasından dolayı memnuniyet duydukları yönünde bir açıklama yapılmıştı.

Suudi-İran temaslarına ilişkin haberler, ABD’nin İran’la 2015’te imzaladığı nükleer anlaşmaya geri dönülmesi için Viyana’da başlatılan görüşmelerin ve Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’nin Riyad ziyaretinin ardından geldi.

 

Irak’ın Zikar vilayetindeki gösterilerde 14 kişi öldü, 80 kişi yaralandı

Zikar emniyeti kaynaklarından alınan bilgiye göre, Zikar vilayetinin merkezi En-Nasıriyye kentinde güvenlik güçleri, sabah saatlerinde 4 gündür araç trafiğine kapalı olan Nasr ve Zeytun köprülerinde kontrolü sağlamak için göstericilere müdahale etti.

Güvenlik güçleriyle göstericiler arasında yaşanan arbedede 14 gösterici yaşamını yitirdi, 80 gösterici yaralandı.

Göstericiler hükümete yönelik baskıları artırmak amacıyla 4 gündür En-Nasıriyye’deki köprüleri araç trafiğine kapatıyor.

Emniyet makamlarının da kentte artan gerginliği kontrol altına almak için ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı uygulanmasına karar verdiği belirtildi.

Irak’taki gösteriler

Irak’ta işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliğini protesto etmek amacıyla 1 Ekim’de başlayan gösterilerde şu ana kadar 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, 15 binden fazla kişi yaralandı.

Başkent Bağdat başta olmak üzere orta ve güney kesimlerdeki kentlerde devam eden gösteriler sırasında İran’ın ülkedeki nüfuzuna yönelik tepkiler de dile getiriliyor.

Açıklanan reform paketlerine ikna olmayan göstericiler, güvenlik güçlerine protestolarda şiddet kullanılması talimatı vermekle suçladıkları Başbakan Adil Abdulmehdi hükümetinin istifasını istiyor.

Irak’taki gösterilerde 25 kişi hayatını kaybetti

Irak’ta hükümet karşıtı gösteriler sürüyor. Şiddetin bir türlü dinmediği ülkede bugün, hükümet karşıtı göstericilere polisin müdahalesi sonucu 25 kişi hayatını kaybetti.

GERÇEK MERMİYLE MÜDAHALE

Zikar vilayetinin Nasıriye kent merkezinde süren hükümet karşıtı gösterilerde güvenlik güçleri ile göstericiler arasında arbede yaşandı.

Güvenlik güçleri göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gazın yanı sıra zaman zaman gerçek mermi de kullandı. Olaylarda 25 kişi hayatını kaybetti, 157 kişi yaralandı.

Irak’ın Zikar kentindeki gösterilerde 25 kişi öldü VİDEO


‘İstifa etmezse Irak, Suriye gibi olur’

Hükümete desteğini çekerek eylemcilerle birlikte hareket etme kararı alan Sadr, Abdulmehdi’ye hitaben, “İstifa etmezsen akan kan durmaz, istifa etmemen Irak’ı Yemen ve Suriye’ye çevirir. Bundan sonra hiçbir şekilde sizinle koalisyonlarda yer almayacağım” dedi. Sadr ülkede İran etkisine karşı çıkan isimlerden.

ABD ELÇİLİĞİNE SALDIRI

Iraklılar, işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliğini protesto amacıyla ülkenin çeşitli bölgelerinde gösteriler düzenliyor. 1 Ekim’de harekete geçen eylemciler, Erbain törenleri nedeniyle ara verdikleri gösterilere cuma günü tekrar başladı.

Bağdat başta olmak üzere ülkenin orta ve güney kentlerine yayılan eylemlerde ekim başından bu yana 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Bu arada dün korunaklı Yeşil Bölge’de yer alan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne roketli saldırı düzenlendi. Olayda bir Iraklı asker öldü, 3 Iraklı asker de yaralandı. Elçiliğe atılan ikinci roket ise patlamadı.

‘İstifa etmezse Irak, Suriye gibi olur’

HAMANEY’DEN ÇAĞRI

Irak ve Lübnan’da süren eylemler Tahran yönetimini rahatsız ediyor. İran’ın Ortadoğu politikalarını belirleyen isimlerden olan Devrim Muhafızı Komutanı Kasım Süleymani’nin Bağdat’a gittiğine dair haberler çıkarken İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’den de uyarı geldi. Iraklı ve Lübnanlıları, taleplerini hukuk çerçevesinde ifade etmeye çağıran Hamaney, ABD’nin bu ülkeleri karıştırmak istediğini öne sürdü.

DEAŞ elebaşının yaşamındaki karanlık noktalar: Gizemli tutukluluk…

Geçmişi hakkında bugüne kadar resmi kaynakların bilgi paylaşmadığı Bağdadi, 1971’de Bağdat’ın kuzeyindeki Samarra kentinde orta halli bir ailede
dünyaya geldi. Asıl adı İbrahim Avvad İbrahim Ali el-Bedri olan Bağdadi, Pakistan askeri istihbaratının eski başkanı general Hamid Gül’e göre, 1988’de Afganistan’da görüldü.

Gül, AA muhabirine mayıs 2014’te yaptığı açıklamada, 1988’de Afganistan’ın Host bölgesinde mücahit kamplarını gezdiği sırada gördüğü Arap gençler arasında, o zaman 17-18 yaşlarında olan Bağdadi’nin de bulunduğunu söylemişti.

Bağdadi, daha sonra Bağdat’taki bir üniversitede İslami Bilimler alanında doktora eğitimi aldı ve aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Bir süre Bağdat’ta bir camide imamlık yapan yapan Bağdadi, ABD’nin 2003’te Irak’ı işgali üzerine Bağdat’tan ayrılarak Enbar vilayetine giderek, burada direnişçilere katıldı.

ABD TARAFINDAN GÖZALTINA ALINMASI DÖNÜM NOKTASI OLDU

Bağdadi’nin, Irak direnişine destek verdiği ve 2004’te Felluce yakınlarındaki bir eve yapılan baskında tutuklanarak 2009’a kadar Bağdat’ın güneyinde yer alan ve askeri cezaevi olarak kullanılan Amerikan Buka gözetim kampında tutulduğu biliniyor.

Kampta geçirdiği süre Bağdadi’nin yaşamının sonrası için dönüm noktası oldu.

Bağdadi, burada tutuklu durumundaki eski Irak istihbarat görevlilerinin de aralarında olduğu pek çok isimle ilişkiler kurup bunları daha sonra devam ettirdi. ABD’li yetkililer bir süre sonra Bağdadi’yi serbest bıraktı.

ABD BAĞDADİ’YLE İLGİLİ KAYITLARI AÇIKLAMIYOR

Bağdadi’nin kampta tutulduğu dönem, yıllar sonra bugün bile gizemini korumaya devam ediyor.

İddiayı ilk kez gündeme getiren New York Times gazetesinin ardından, ABD’deki The Daily Beast haber sitesinin, işgal sırasında Buka kampında görevli ABD subayı Kenneth King’le yaptığı röportaj konuyu daha ilgi çekici hale getirdi.

Bağdadi’nin 2009’a kadar Buka kampında tutulduğunu ve cezaevi kapatılıp mahkumların Iraklı yöneticilerin denetimine geçirilmesini takiben salıverildiğini doğrulayan King, iddiaları bir adım daha öteye götürerek Bağdadi’nin tahliye edildiği sırada kendisine “New York’ta görüşürüz” dediğini ileri sürmüştü.

ABD yönetimi iddialara hala net bir cevap verebilmiş değil. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, 7 Temmuz 2014’teki basın brifinginde, “Bağdadi’nin ABD tarafından gözaltına aldığını teyit ya da inkar etmesini sağlayacak bilgiye sahip olmadığını” söylemişti.

Konu daha sonra Temsilciler Meclisi’ne taşınmıştı. Cumhuriyetçi Parti’den New Jersey eyaleti 4. Bölge temsilcisi Christopher H. Smith, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne verdiği soru önergesinde, “Hepimizin bildiği üzere Ebubekir el-Bağdadi ABD gözetimindeydi ve serbest bırakıldı” ifadesine yer verirken “Bağdadi’nin gidip IŞİD’i kurabilsin ya da örgütü yeniden oluştursun diye serbest bırakılmasına kim izin verdi?” diye sormuştu.

Dışişleri Bakanlığı, Yakın Doğu İlişkileri Dairesi, Irak ve İran’dan sorumlu Müsteşar Yardımcısı Brett McGurk bu soruya “Bağdadi’nin serbest bırakılması hakkında bilgim yok ama size bu konuda tabii ki dönüş yapabilirim. O sırada ben hükümette görevli değildim.” şeklinde cevap vermişti.

Tüm bu açıklamalara rağmen ABD’li yetkililer Bağdadi’ye dair bildiklerini halen kamuoyuyla paylaşmadı.

SÖZDE “EMİRLİK” DÖNEMİ

Irak El Kaidesi’nin lideri Ebu Musab ez-Zerkavi, 2006’da Bağdat’ın Bakuba bölgesinde hava saldırısında öldürüldü. Zaman içinde örgütün isimleri ve liderleri değişirken 2010’da Irak el-Kaidesi lideri Ebu Hamza el-Muhacir, İslam devleti kurma hedefiyle, “Irak İslam Devleti” adı altında eylemlere başladı. Irak’ta örgütün en önemli liderleri olarak bilinen Muhacir ve Ebu Ömer El-Bağdadi’nin ölümünden sonra örgütün başına şu anki lideri olan Ebubekir el-Bağdadi geçti.

Suriye’deki gösterilerin silahlı direnişe dönüşmesiyle Muhammed Culani liderliğindeki Nusra Cephesi, el Kaide’nin Suriye kolu olarak kuruldu. 9 Nisan 2013’te Bağdadi’ye ait bir ses kaydında Nusra Cephesi’nin Irak İslam Devleti’nin bir kolu olduğunu duyursa da Culani, kendilerine böyle bir emir gelmediği gerekçesiyle bu çağrıyı reddettiğini açıkladı.

Bağdadi’nin bu çağrıyı yapmasında Nusra lideri Culani’nin daha önce Irak’ta Bağdadi’ye bağlı olarak savaşmasının etkili olduğu belirtiliyor. Bağdadi, Nisan 2013’te örgütün adını da “Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)” olarak değiştirdi. Irak el Kaidesi’nin lideri olan Bağdadi’nin, Nusra Cephesi ile Irak İslam Devleti’nin “Irak-Şam İslam Devleti” adı altında bir araya geldiğini duyurmasıyla, el Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’ye ait olduğu öne sürülen bir ses kaydında da IŞİD’in lağvedildiği, operasyonlarını sadece Irak’ta sınırlı tutması gerektiği ve el Kaide’yi Suriye’de Nusra Cephesi’nin temsil ettiği açıklandı.

“Bunun akabinde ise Bağdadi, Zevahiri’nin açıklamalarını dikkate almayarak, Suriye’de kurduğu İslam Devleti’ne tabi olmayı reddeden Nusra Cepheli kendisine muhaliflere karşı operasyonlar düzenlemeye başladı.

Bağdadi, Haziran 2014’te örgütün adını İslam Devleti olarak değiştirerek kendini halife ilan etti.

Teröristbaşı, 4 Temmuz 2014’te Irak’ın Musul ilinde verdiği hutbede ilk kez kameralar tarafından görüntülendi. Gizliliğe büyük önem veren Bağdadi, uzun süre kendi komutanlarıyla görüşürken bile maske taktı. Gün geçtikçe Suriye’de Nusra Cephesi de dahil bütün grupları karşısına alan IŞİD, diğer grupları İslam dinine muhalif davranmakla suçlayarak, kendisine muhaliflerin elindeki bölgeleri ele geçirmeye çalıştı.

Suriye’deki muhalifler ise IŞİD’i fikirlerinde aşırıya kaçarak “tekfirci” bir tutum sergilemekle eleştirdi. Karşılıklı çatışmalarda ise çok sayıda IŞİD militanı ve muhalif savaşçı hayatını kaybetti.

Bağdadi’nin özellikle Suriye’de rejime karşı mücadele veren ılımlı silahlı gruplara karşı savaşı, muhalifleri oldukça zayıflatarak Beşşar Esed rejimi ile Rusya’nın işini kolaylaştırdı.

Bağdadi’nin birkaç bin taraftarıyla kurduğu örgüt, 2014’te Irak topraklarının üçte birini, 2015’te de Suriye topraklarının yarısını işgali altına alacak kadar büyüdü.

Başında bulunduğu örgütün vahşi yöntemleri İslam dünyası ve Batı’da büyük tepki topladı.

Bağdadi, Irak ve Suriye’de DEAŞ’a karşı ulusal ve uluslararası çapta yürütülen mücadelede, örgütün işgal ettiği alanlardan çekilerek, saha hakimiyetini yitirmesi üzerine sürekli yer değiştirerek gizliliğine daha fazla özen gösterdi.

Hakkında dönem dönem yaralandığı ve öldürüldüğü iddiaları ortaya atılan Bağdadi, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamasına göre gece yarısı gerçekleşen özel operasyonda ölü ele geçirildi.

ABD Başkanı, Bağdadi’nin ABD askerlerinin yaklaşması üzerine üzerindeki bombaları patlatarak kendisini ve yakınındakileri öldürdüğünü duyurdu.

Suriye ve Irak çöllerinde hala faal durumda hücreleri bulunan örgütü düne kadar yönetmeye devam eden Bağdadi, son yayınladığı videolarda mensuplarına, (Suriye’nin doğusundaki) Bagoz muharebesinin bittiğini ancak örgütün hala ayakta olduğunu iddia etmişti.