İntihar eden polisin yakınlarından suç duyurusu

Çeşme’de görevli 2.5 yıllık polis memuru Muhammed Emin Kaya, 15 Ocak’ta evinde, kendini tabancayla göğsünden vurarak yaşamına son verdi. Bekar olan Kaya’nın, amirlerinden baskı gördüğü ve hakaretlerine maruz kaldığı, bu nedenle intihar ettiği iddia edildi. Muhammed Emin Kaya’nın babası Ahmet Kaya, bir emniyet müdürü ile bir komiser yardımcısı hakkında ‘hakaret’, ‘görevi ihmal’, ‘ölüye hakaret’ ve ‘intihara yönlendirme’ suçlarından, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Kaya’nın avukatı Ayşe Esra Ünlü Polat, Muhammed Emin Kaya’nın intihar ettiği süreci şöyle anlattı:

“Muhammed Emin Kaya, 2,5 yıllık polisti. İlk görev yeri Çeşme’deydi. Geçen yıl mayıs ayında dilencilere yönelik operasyon yapılmış. Savcılık talimatıyla dilencinin üzerinden çıkan 315 TL’ye el konulmuş. Kaya ise olay günü izinli olmasına rağmen yardımcı olabilmek için karakola gitmiş. Masanın üzerinde bulunan delil poşetindeki 315 TL’yi, karakola giden- gelen çok sayıda kişinin olması, ayrıca karakolda çelik kasa veya kilitli bir dolap bulunmaması nedeniyle, kaybolmaması amacıyla cebine koymuş. Odada güvenlik kamerası da mevcut. Müvekkilimin hırsızlık kastı yoktur. Amacı sadece koruma amaçlıdır. Ancak işi bitince cebinde unutarak evine gitmiş. Paranın sahibi vatandaş polis merkezine geldiğinde, delil poşeti bulunamamış. Bunun üzerine idari soruşturma başlatılarak, açığa alındı. İzmir 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde zimmet suçundan kamu davası açıldı. Yapılan yargılama sonucunda beraat etti. Ancak mahkeme, hırsızlık suçundan 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bıraktı. Yargılanma sürecinde, 6- 7 ay açıkta kaldı. 13 Aralık 2019’da göreve iade edilmiş olmasına rağmen hakkında başlatılan ihraç talepli idari soruşturma sürüyordu. Açığa alındıktan ve mahkemenin aleyhine hüküm vermesinden sonra depresyona girdi. Hırsızlıkla suçlanmasını hazmedemedi. Bu süreçte meslektaşları ve sosyal çevresi dışladı. Amirlerinin üzerindeki baskısı ağır oldu. Mobbinglerine ve hakaretlerine maruz kaldı. Biz de bu kişiler hakkında intihara yönlendirme ve mobbing suçlamasıyla suç duyurusunda bulunduk.” 

‘HER YIL KONTROLDEN GEÇİRİLSİNLER’

Avukat Polat, “Yapılması gereken, her yıl polislerin fiziksel ve psikolojik olarak bu görevi yapıp yapamayacaklarının kontrol edilmesi. Bu konularla ilgili gerekli düzenleme yapılmalı” dedi.

 

Genç kıza dehşeti yaşatan kadın öğretmen hakkında istenen ceza belli oldu

Olay, geçen sene 15 Ağustos’ta, merkez Selçuklu ilçesine bağlı Kılıçarslan Mahallesi’ndeki apartmanın girişinde meydana geldi. İlkokulda rehber öğretmenlik yapan Deniz E., iddiaya göre, daha önce gürültü yaptığı gerekçesiyle kendisi hakkında şikayette bulunan, aynı binada oturduğu komşusunun kızı Büşra Ç. ile kapıda karşılaştı. Deniz E., kapıdan çıkarken, Büşra Ç.’ye omuz attı. Genç kızın “Ne yapıyorsun?” demesi üzerine sinirlenen Deniz E., Büşra Ç.’ye tekme tokat saldırdı. Büşra Ç.’yi yere yatırıp, vurmaya devam eden Deniz E., daha sonra binadan çıkıp, ‘İmdat’ diye bağırdı. Bunun üzerine Deniz E.’nin eşi de elinde sopayla olay yerine gelerek, Büşra Ç. ve ailesine saldırdı. Bu anlar ise apartmanın güvenlik kameralarına anbean yansıdı.

‘BU KADIN NASIL ÖĞRETMENLİK YAPAR?’

İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Hastaneden darp raporu alan Büşra Ç., Deniz E.’den şikayetçi oldu. Polis merkezine götürülen Deniz E., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Saldırı anını anlatan Büşra Ç., “Babam bana bir şey verdi ve eve çıkmak için binaya giriyordum. Tam bu sırada üst katta oturan öğretmen Deniz E. çıktı ve bana omuz attı. Ben de ‘Ne yapıyorsun?’ dedim sonra bana saldırmaya başladı. Ne yapacağımı bilemedim. Beni yere düşürdü ve vurmaya devam etti. Sonra ‘İmdat’ diye bağırdı ve kısa süre sonra elinde sopayla eşi geldi. O da bize saldırmaya başladı. Biz, gürültü yapıyor, diye daha önce ondan şikayetçi olmuştuk. Böyle bir insan nasıl öğretmenlik yapabilir? Böyle bir insana çocuklar emanet edilir mi?” diye konuştu.

‘O BANA SALDIRDI’

Polisteki ifadesinde hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Deniz E., şunları söyledi:

“12.30 sıralarında ikametimin bulunduğu apartman kapısının girişinde daha önce hakkında tehdit-hakaret konusunda şikayetçi olduğum Büşra isimli şahısla karşılaştım. Büşra yanımdan geçerken bana omuz atıp, hakaret etti. Akabinde ben napıyorsun diyerek Büşra’yı kendimden uzaklaştırmak için itekledim. Bu sırada Büşra yere düştü. Sonrasında Büşra benim saçımı ve kollarımı yolmaya başladı. Ben kendisini engellemeye çalıştım. Bu sırada sürekli bana hakaretlerde bulunuyordu. Bağırarak annesini çağırdı. Ben de bunun üzerine oradan kaçıp, site içerisinde bulunan güvenlik kulübesine sığındım. Sonrasında polisi, eşimi ve ağabeyimi arayarak yardım istedim. Eşim yanıma geldi. Büşra, annesi ve babasıyla bizim yanımıza geldi. Küfür ve hakaretlerle eşimi tahrik etmeye çalıştılar. Eşim o esnada civarda bulduğu sopayı korkutmak amaçlı onlara gösterdi. Eşim sopayla kimseye vurmadı. Büşra’dan, anne ve babasından şikayetçiyim” dedi.

2 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTEMİYLE DAVA AÇILDI

Soruşturma işlemi tamamlanırken, Deniz E. hakkında ‘kasten yaralama ve tehdit’ suçlarından Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame düzenlendi. Deniz E. hakkında 2 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, şüpheli Deniz E.’nin Büşra Ç.’ye elindeki cüzdan ve anahtarları atarak yaraladığı, ayrıca darp ettiği, Büşra Ç.’ye ‘Ben sana daha göstereceğim’ diyerek tehdit ederek kasten yaralama ve tehdit suçlarını işlediğine yer verildi. Ayrıca dosya kapsamında şüpheli olan Deniz E.’nin eşi Kurtuluş E.’nin de (43), elinde bulunan sopa ile müştekiler Büşra Ç. Ayşe Ç. ve Recep Ç.’nin üzerine doğru yürüdüğü sırada etraftakiler tarafından sopanın elinden alınarak engellendiği ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı ve bu sırada müştekilere karşı, ‘Sizin kanınızı içeceğim’ sözleriyle tehdit ve haraket ettiği, şüpheli Kurtuluş E.’nin  müştekilere karşı ‘kasten yaralamaya teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarını işlediğine dair yeterli şüphe şartı oluştuğu belirtilerek cezalandırılması istendi.

Kurtuluş E., emniyetteki ifadesinde ise, olay günü eşinin kendisini arayıp darp edildiğini söylediğini, olay yerine geldiğinde eşinin müştekiler tarafından sıkıştırıldığını gördüğünü, bu sırada yolda bulduğu tahta parçasını korkutmak amaçlı eline alıp, yanlarına gittiğini ancak müştekilere karşı elindeki sopayı kullanmadığını ileri sürdü.

İşte İstanbul’a ıspanak gönderen o tarlalar! Şüpheli ot bulundu…

İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün “Zehirlenmeye ıspanaklara karışan yabancı otların neden olduğu analizlerle ortaya çıkmıştır” açıklaması üzerine, gözler Türkiye’de üretilen ıspanağın yüzde 15’inin karşılandığı Ankara’nın Bepazarı ilçesine çevrildi. Beypazarı’nda bulunan ıspanak tarlaları, 30 yıldır İstanbul, Ankara ve diğer illerin ıspanak ihtiyacını karşılıyor. Beypazarı’ndan İstanbul’a gönderilen ıspanak tarlalarında incelemelerde bulunan Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, DHA’ya açıklamalarda bulundu.

Ateş, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamanın ardından ot bulunan tarlaya gittiklerini belirterek, “Tarlanın son kısmında az bir yerde yerel ağızda ‘pıtırak’ denen ‘şeytan elması’ otu, karışma ihtimali var; ancak başka bölgelerde sorunumuz yok. Ispanak ekilen tarla 6 dekar, yabancı otların karıştığı alan yaklaşık 100 metrekaredir. Toplamda 15 ton ürün çıkar, 150-200 kilonun içine karışmış. Daha önce başımıza böyle bir şey gelmedi. Yaklaşık 50 yıldır ıspanak üretiyoruz. Yılda 40 bin ton civarında üretim yapıyoruz. Bahsedilen ot ıspanakla biraz benzer; ama toplu olduğu zaman ayırt edilebilir. Tek başına ıspanağa benziyor. Bizim burada halk arasında ‘pıtırak’ dediğimiz bir ot. Bizim başımıza gelen bir şey değil. Bu olaydan sonra dikkat ettik. Şu anda yoğun bir hasat dönemindeyiz. Gönül rahatlığıyla insanlarımız yiyebilir. Büyük bir ihtimalle sınıra yakın bir yerde tek tük ıspanağın içinde çıkmış, işçiler karıştırmış olabilir. Nasıl denk geldi bilmiyoruz” diye konuştu.

İlk defa ıspanaktan zehirlenme vakasını duyduklarını söyleyen ıspanak üreticisi İbrahim Coşkun da “Konu ıspanak mı, ot mu ortada bir bilgi kirliliği var. Ben ıspanaktan olduğunu düşünmüyorum. Buradan giden tonlarca ıspanak var. 44 kişi mi zehirlenecek? Ben ıspanaktan olacağını düşünmüyorum. 30 yıllık ıspanak üreticisiyim. İlk defa ıspanaktan zehirlenme duyuyorum” dedi.

FETÖ’cü yüzbaşının beraati sohbete takıldı

15 Temmuz’da Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel’i Maltepe Askeri Cezaevi’ne hapseden 2’si firari 9 subay, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme, olay tarihinde kurmay binbaşı olan Cüneyt Aydoğan ve Zafer Gümüş, yüzbaşı Semih Barbaros Üstün ve üsteğmenler İbrahim Halil Tekatlı, İsa Demirbilek’e “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli olarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan da ayrıca 12’şer yıl hapis cezası verdi.

Sabah’tan Fatih Ulaş’ın haberine göre; Firari sanıklar eski kurmay albay Uğur Yıldız ve binbaşı Mustafa Köroğlu’nun dosyaları ayrılırken, yüzbaşı Ertürk Murat Cansaran ile üsteğmen Orhan Arı’nın beraatine hükmedildi. Dava dosyası, temyiz incelemesi için Yargıtay’a gitti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 sanığa verilen cezaların onanması, 2 sanığa verilen beraat kararının ise bozulması yönünde görüş bildirdi. Başsavcılığın tebliğnamesinde, beraat eden sanıklardan Ertürk Murat Cansaran’la ilgili tespitler ve deliller dikkat çekti. Tebliğnamede, Cansaran’ın darbe girişimi sırasında tabur komutanı olan Zafer Gümüş ile birlikte hareket ettiği, gece boyunca gidilen tüm yerlere Gümüş ile birlikte gittiği, tüm icrayı da bizzat Gümüş ile birlikte yaptığı, diğer sanıkları da yönlendirdiği dile getirildi.

Tebliğnamede, Cansaran’ın dava dosyasında yer alan Telegram yazışmalarına da dikkat çekildi. Bu yazışmalarda Cansaran’ın “Abi ben İstanbul’dayım. Darbe yapılıyor. Yeter, anlayın ciddiyeti”, “Arkadaşlar sıkıyönetim ilan edildi anlayın, tutukluları bekliyorum” şeklinde yazışmaları olduğuna vurgu yapıldı.

MÜHİMMAT YÜKLETTİ

Cansaran’ın ayrıca saat 02.00 sıralarında 40 km menzili bulunan 4 K/M fırtına obüslerine uçaksavar mühimmatı yükleterek, kendisinin kullandığı Land aracın eskortluğunda mühimmatı karargahta 1 nolu nizamiye bölgesine doğru götürdüğü vurgulandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu deliller ışığında beraat eden sanıklar hakkındaki kararın yetersiz ve hatalı değerlendirildiği yönünde görüş bildirip, beraat hükmünün bozulmasını talep etti. Ayrıca sanıkların, görev ve yetkileri olmadığı halde Tümamirali alıkoydukları anlatıldı.

Ankara’da DEAŞ operasyonu! Çok sayıda gözaltı var…

ANKARA’da polis ekiplerinin düzenlediği operasyonda terör örgütü DEAŞ ile irtibatı tespit edilen yabancı uyruklu 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sınır dışı edilecek.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, DEAŞ terör örgütü ile irtibatı tespit edilen yabancı uyruklu kişilere şafak vakti operasyon düzenledi. Operasyonda, Türkiye’ye yasa dışı yollardan girdiği tespit edilen 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler, işlemlerin ardından sınır dışı edilmek üzere göç idaresine teslim edilecek.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

MSB paylaştı! Bomba yüklü araç böyle imha edildi…

MSB’nin Twitter hesabından, paylaşılan görüntüde teröristlerce bomba yerleştirilip tuzaklanan otomobilin tahrip edilmesi yer aldı. Bakanlığın paylaşımında, “Terör örgütü PKK/YPG’nin Tel Abyad’da bomba yerleştirerek tuzakladığı araç, Mayın El Yapımı Patlayıcı Tespiti ve İmha (METİ) Timlerimiz tarafından kontrollü şekilde tahrip edildi” denildi.