Basının acı kaybı

Bir süredir rahatsız olan Sevgin’in ölümü medya ve sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı. Yıllarca magazin basınında görev yapan ve uzun süre televizyon programlarına yönelik ulusal bir gazetede köşe yazarlığı yapan usta gazeteci Erdoğan Sevgin’in ölüm haberini, oğlu Sezai Sevgin sosyal medya hesabından paylaştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), 2009 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve basın şeref kartı sahibi Erdoğan Sevgin’in vefatı üzerine başsağlığı mesajı yayımladı. TGC’nin başsağlığı mesajında gazetecilik mesleğine uzun yıllar başarıyla hizmet veren, cemiyet üyesi 83 yaşındaki Sevgin’i kaybetmenin üzüntüsü içinde oldukları kaydedildi. Erdoğan Sevgin’in cenazesi bugün öğleyin Levent Afet Yolal Camisi’nde kılınacak cenaze namazı sonrası Küçükyalı Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

ERDOĞAN SEVGİN KİMDİR?

1936 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Akşam Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne devam ederken çalışma hayatına atıldı. Türkiye Yayınevi’nin çıkardığı Hafta, Çocuk Haftası dergilerinde sayfa sekreteri, editör olarak çalıştı. Hayat, Ses, Yıllar Boyu Tarih dergilerinde, Hayat ve Aile Ansiklopedisi’nde sayfa sekreterliği, muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1972 yılında Hürriyet gazetesine geçti. 10 yıl boyunca gazetenin günlük ve haftalık eklerini hazırladı. ‘Türkiye’nin ilk kadın gazetesi’ sloganı ile Hürriyet Kelebek ekini çıkardı. Çeşitli dergiler çıkaran ardından yazılı basından görsel basına geçen Sevgin evli ve iki çocuk babasıydı. 

Akşam alınan kalori kalp riskini arttırıyor

ABD’deki Columbia Üniversitesi’nde yaş ortalaması 33 olan 112 kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre, günlük kalori ihtiyacının büyük bölümünü akşam saatlerinden sonra alan kadınların kalp ve damar rahatsızlıklarına yakalanma riski daha yüksek. Amerikan Kalp Sağlığı Derneği’nin yıllık konferansında sunulacak araştırmada saat 18.00’den sonra kalori miktarındaki her yüzde 1’lik artışın, kan basıncını arttırdığı ve vücut kitle indeksine olumsuz etki bıraktığı belirtildi.

GÜNLÜK İHTİYACIN YÜZDE 30’U

Saat 20.00’den sonra alınan kalorilerde de benzer bir sonuç elde edildi. Amerikan Kalp Sağlığı Derneği’nin 7 kriterinin baz alındığı araştırmada sigara kullanımı, fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, kolesterol, kan basıncı ve kan şekeri bulunuyor. Katılımcıların dijital olarak ‘neyi, ne kadar ve ne zaman’ yediklerini kayıt altına almasıyla yapılan bir yıllık araştırmanın sonucunda, günlük kalori ihtiyacının büyük bölümünü 18.00’dan sonra tüketen kadınların kan şekerini ve tansiyonunu dengede tutmalarının da daha zor olduğu saptandı. Araştırmacılar saat 18.00’den sonra günlük kalori ihtiyacının yüzde 30’undan fazlasının tüketilmemesini tavsiye etti.

Rusya ile uzay işbirliğinde ilk adım

Önceki gün Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar’ı ağırlayan Rusya Uzay Ajansı Roskosmos Başkanı Dmitriy Rogozin, Türkiye ile Rusya arasında hükümetler arası ‘uzay işbirliği anlaşması’ hazırlanması kararı alındığını duyurdu. Yazılı açıklama yapan Roskosmos, “Rogozin ile Türk Büyükelçisi görüşmesinde, ülkelerimiz arasında uzayda işbirliğini kapsayan hükümetler arası çerçeve anlaşmasının hazırlanmasına başlanması kararı alındı. Ele alınan konular arasında, ilk Türk astronotun Rusya tarafından uzaya gönderilmesi ve ayrıca Türk personelin ilerideki uzay çalışmaları için Rusya’daki tesislerde eğitim görmesi de yer aldı” dendi.

‘İstifa etmezse Irak, Suriye gibi olur’

Hükümete desteğini çekerek eylemcilerle birlikte hareket etme kararı alan Sadr, Abdulmehdi’ye hitaben, “İstifa etmezsen akan kan durmaz, istifa etmemen Irak’ı Yemen ve Suriye’ye çevirir. Bundan sonra hiçbir şekilde sizinle koalisyonlarda yer almayacağım” dedi. Sadr ülkede İran etkisine karşı çıkan isimlerden.

ABD ELÇİLİĞİNE SALDIRI

Iraklılar, işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliğini protesto amacıyla ülkenin çeşitli bölgelerinde gösteriler düzenliyor. 1 Ekim’de harekete geçen eylemciler, Erbain törenleri nedeniyle ara verdikleri gösterilere cuma günü tekrar başladı.

Bağdat başta olmak üzere ülkenin orta ve güney kentlerine yayılan eylemlerde ekim başından bu yana 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Bu arada dün korunaklı Yeşil Bölge’de yer alan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne roketli saldırı düzenlendi. Olayda bir Iraklı asker öldü, 3 Iraklı asker de yaralandı. Elçiliğe atılan ikinci roket ise patlamadı.

‘İstifa etmezse Irak, Suriye gibi olur’

HAMANEY’DEN ÇAĞRI

Irak ve Lübnan’da süren eylemler Tahran yönetimini rahatsız ediyor. İran’ın Ortadoğu politikalarını belirleyen isimlerden olan Devrim Muhafızı Komutanı Kasım Süleymani’nin Bağdat’a gittiğine dair haberler çıkarken İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’den de uyarı geldi. Iraklı ve Lübnanlıları, taleplerini hukuk çerçevesinde ifade etmeye çağıran Hamaney, ABD’nin bu ülkeleri karıştırmak istediğini öne sürdü.

Ankara’dan ABD’ye sert tepki: İntikam almak istiyorlar

ANKARA, ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen yasa tasarılarına diplomatik açıdan en üst düzeyde tepki verdi. Kararın ardından ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Ankara’nın tepkisini, ABD Büyükelçisi’ne, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran iletti. Dışişleri’nden yapılan açıklamada, “ABD Temsilciler Meclisi’nce 1915 olayları ile ilgili alınmış olan tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun karar ve Barış Pınarı harekâtı ile bağlantılı olarak ülkemize yaptırımlar uygulanmasını öngören yasa tasarısı ile ilgili olarak ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştır” denildi. ABD Büyükelçisi’ne, alınan kararların Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve Türk halkı nezdinde hiçbir geçerliliği olmadığı, bunun iki ülke arasındaki stratejik ortaklık ile de bağdaşmadığı iletildi.

GÖZ YUMACAK DEĞİLİZ

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün Meclis’te gazetecilerin sorusu üzerine, zamanlamaya da dikkat çekerek şöyle dedi: “Bizim için yok hükmünde olan bir karardır. Zamanlaması ilginç. Sözde soykırımla ilgili karar, tasarı değil bir karar. Hiçbir bağlayıcılığı yok diye göz yumacak değiliz. Tepkimizi ortaya koyduk. Sizler de bizler de bunun sebebini biliyoruz. Bunun sebebi Suriye’deki oyunu bozmamızdır. Orada bir terör devleti kurulmak isteniyordu. Attığımız adımlarla bu oyunu bozduk bunun intikamını almaya çalışıyorlar. Bugüne kadar böyle bir karar tasarısı ne Senato ne de Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmemiştir. Demokles’in kılıcı gibi tutuyorlar. Bu kararın hukuki bir neticesi yoktur. Daha önce Almanya Meclisi de benzer bir karar almıştı ama Merkel yönetim olarak farklı düşündüklerini açıklamıştı. Dolayısıyla önemli olan yönetimin tutumudur.”  

POLİTİKA İHLALİ

İletişim Başkanı Fahrettin Altun da Twitter’dan yaptığı paylaşımda özetle şunları kaydetti: “ABD Temsilciler Meclisi’nin Türkiye’ye yaptırım uygulamakla tehdit eden yasa tasarısı stratejik müttefiklik ruhuna doğrudan ters düşmektedir. Tasarının, ABD yönetimi ile Türkiye’nin 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmayı hedeflediği bir zamana denk gelmesi, ABD hükümetinin bir politikasının da ihlalidir. Terör örgütünü korumak için NATO müttefikine yaptırım uygulamaya kalkmak ancak ve ancak stratejik bir vizyonsuzluk ve sahadaki gerçeklerden kopuş olarak tanımlanabilir. İlişkilerimize zarar vermeye yönelik bu girişimlerin, mevcut ikili işbirliğimizin birçok alanında uzun vadede zararlı sonuçları olacaktır. ABD Temsilciler Meclisi’nde oylanan yasa tasarısı ABD-Türkiye ilişkilerine değer veren herkes adına endişe verici bir gelişmedir. Tasarıya evet oyu verenler, çalkantılı bir bölgede, stratejik açıdan kritik olan ilişkilerin kötüye gitmesinden de sorumlu olacaklardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermeni topluluğuna baş sağlığı dilemiş ve üzüntülerini iletmişti. Birinci Dünya Savaşı’nda olanları araştıracak bir tarih komisyonu kurulmasını istediğini de dile getirmişti. Siyasi amaçlar uğruna tarihin siyasileştirilmesi kabul edilemez. Ermeni kardeşlerimize, tarihlerini, iç siyasi hesapların bir aracı haline getirmemeleri yönünde çağrı yapıyoruz. .”

TARİHLERİNE BAKSINLAR

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Twitter’dan paylaştığı mesajda, “Amerikan Temsilciler Meclisi’nin Ermeni tasarısı, tarihin siyasete alet edilmesinin utanç verici örneklerinden biridir. Türkiye’ye soykırım suçlamasında bulunanlar önce kendi tarihlerine ve destekledikleri Asala ve PKK terör örgütlerinin kanlı geçmişine baksınlar” dedi. 

 

MÜTTEFİKLİK RUHUNA AYKIRI

MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rus askeri  heyeti ile Suriye’deki güvenli bölge görüşmelerinin tamamlandığını belirterek, “Büyük ölçüde mutabakat sağlandı. Devriyeler önümüzdeki günlerde başlayacak, 1-2 güne başlar” dedi.

Akar dün AK Parti’nin Meclis grup toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, şöyle konuştu: “Her zaman söylediğimiz gibi DEAŞ ve PYD/YPG/PKK başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelemizi sürdürüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, bu çerçevede 3 bin DEAŞ’lı teröristi Suriye’nin kuzeyinde, 700 civarında DEAŞ’lı teröristi de Irak’ın kuzeyinde etkisiz hale getirdiğini hiçbir zaman unutmayalım. Bu mücadeleye herhangi bir şekilde zarar vermemek için alınan kararların, yapılan açıklamaların dikkatle yapılmasının terörle mücadele bakımından çok büyük önemi olduğunu sadece Türk değil, Amerikan kamuoyunun da dikkatlerine sunmak istiyorum. Bu çalışmaların anlaşılması lazım. Bu çalışmaların iyi değerlendirilmesi lazım. Bu çalışmaları yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin herhangi bir şekilde böyle yanlış muameleye tabi tutulmaması lazım. Bu, müttefiklik ruhuna, ittifaktaki çalışmalarımıza, beraber yaptığımız operasyonlara, tatbikatlara son derece aykırı bir şey. Özgür ve bağımsız düşünebilen Amerikalıların, Kongre’yi bu kararından döndüreceklerine, Kongre’nin bu yanlış yoldan gitmesini önleyeceklerine inanıyorum.”

 

YOK HÜKMÜNDE

ADALET Bakanı Abdulhamit Gül, “Manidar bir zamanlamayla ABD Temsilciler Meclisi’nden çıkan karar, beyhude bir girişimdir. Bizim için, devletimiz için, milletimiz için yok hükmündedir” dedi. Bakan Gül, ABD kararına şöyle tepki gösterdi: “Güneşi balçıkla sıvamaya kalkanlar, eninde sonunda ellerine yüzlerine bulaştırdıkları çamurla baş başa kalacaktır. Tarihin istismarı, bunu yapanlara belki üç beş oy kazandırır. Saygın ve tutarlı olmayı bu küçük çıkarlara feda etmeyi göze alanlara hakikat merhem olamaz. Neyi neye feda ettikleri de kendi bilecekleri iştir, bizim derdimiz değildir. Ancak şunu herkes bilmelidir, bizim tarihimizde utanç yoktur, leke yoktur. Soykırım lafı eden müstevliler, önce kendi tarihleriyle yüzleşsinler. Bizim tarihimiz, hak, hakikat, adalet üzerine yükselir. Bizim coğrafyamız kırımdan, kıyımdan kaçanların sığınağıdır. Hem geçmiş hem bugün, bu yalın gerçeğin tanığıdır.”

 

HİÇBİR KARAR MÜCADELEYİ DURDURAMAZ

– CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Fuat Oktay Twitter’dan “Hiçbir yaptırım kararı Türkiye’nin yurtiçinde ve yurtdışında teröre karşı verdiği haklı mücadeleyi durduramayacaktır” mesajını paylaştı.

 

 

ERMENİSTAN TEBRİK ETTİ

– ERMENİSTAN Başbakanı Nikol Paşinyan, Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği karar tasarısı konusunda “ABD Kongresi’nin Ermeni soykırımını tanıma yönündeki tarihi kararını selamlıyorum. 296 sayılı karar, Ermeni soykırımından hayatta kalanların soyundan gelen milyonlarca kişiyi teselli eden; hakikate ve tarihsel adalete hizmet etme yolunda atılmış cesur bir adımdır” açıklamasını yaptı.

 

GÖZLER SENATO’DA

– ABD Temsilciler Meclisi’nin 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanıyan karar tasarısını ve Türkiye’ye yönelik yaptırımları kabul etmesinin ardından gözler ABD Senatosu’na çevrildi. New York Times gazetesinin haberine göre, Senato’daki çoğunluk lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell, böylesi bir yaptırım paketini kısa süre içinde Senato’ya getirmeye niyetli olmadığını ifade etti. Söz konusu yaptırım kararının kabul edilmesi için Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato tarafından oylama sonucu kabul edilmesi ve Başkan Trump tarafından onaylanması gerekiyor. Yaptırım paketinin Senato’da üçte iki çoğunlukla kabul edilmesi durumunda Trump’ın veto yetkisi kalkıyor. Kabul edilen sözde ‘soykırım’ tasarısı ise ‘karar tasarısı’ olduğu ve yasal bağlayıcılığı bulunmadığı için Trump’ın onayına ihtiyaç duymuyor.

 

‘SOPA OLARAK KULLANILMAMALI’

– AMERİKAN Temsilciler Meclisi’nde Demokrat Vekili Adam Schiff tarafından nisan ayında sunulan sözde ‘soykırım’ tasarısı önceki gün 405 ‘evet’ oyuna karşılık 11 ‘hayır’ oyuyla meclisten geçti. Schiff, mecliste yaptığı konuşmada 19 yıldır bu kararın çıkması için uğraştığını söyledi. Schiff geçmişte üç ABD başkanı tarafından engellenmişti.  Tasarıya çekimser oy veren tek Demokrat Partili Vekil Ilhan Omar, bu nedenle partisinden yoğun eleştiriye maruz kaldı. Ilhan Omar, Türkiye’nin Suriye’deki terör unsurlarına yönelik harekâtından sonra gerçekleşen oylama konusunda “Soykırımın tanınması, siyasi bir mücadelede sopa olarak kullanılmamalıdır” dedi. Omar, konuşmasında ABD’nin milyonlarca insanın hayatına neden olan transatlantik köle ticaretini ve yerli Amerikalıların katledilmesini resmen kabul etmesi gerektiğini de söyledi.

 

Tarihi bir an

İSVİÇRE’nin Cenevre kentinde ilki düzenlenen Suriye Anayasa Komitesi toplantısı BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in açılış konuşmasıyla başladı. BM Temsilcisi Geir Pedersen, “Rejim ve muhalefetin üyeleri burada yüz yüze oturuyor. Bu tarihi bir an” dedi.İSVİÇRE’nin Cenevre kentinde ilki düzenlenen Suriye Anayasa Komitesi toplantısı BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in açılış konuşmasıyla başladı. BM Temsilcisi Geir Pedersen, “Rejim ve muhalefetin üyeleri burada yüz yüze oturuyor. Bu tarihi bir an” dedi.

Konuşmasında 150 delegeyi kolay olmayan bir sürecin beklediğini vurgulayan Pedersen, “Suriye halkı sizden yıllarca devam eden buhrana çözüm bulmanızı bekliyor. Çözüm formülünü de ancak ve ancak siz aranızda bulmalısınız. BM Temsilcisi olarak benden ve çalışma arkadaşlarımdan size ne yapmanız gerektiğini söylememi beklemeyin. Çünkü bu anayasa sizin temel kanununuz olacak. Suriye halkının ürettiği ve içinde ne yazdığını kendisinin belirleyeceği bir çalışma olacak. BM olarak biz çalışmanız esnasında içinden çıkılamayan durum oluşması halinde devreye girerek size destek vermeye hazırız.”

Tarihi bir an

‘EŞİT MESAFEDEYİZ’

“BM, Suriye yönetimi ve muhalefeti temsil eden heyetlere eşit mesafede duracaktır. Müdahale etme niyetinde değiliz. Anayasa Komitesi’nin bir an önce beklenen sonucu alması için farklı görüşleri savunan sizlerin burada bir arada bulunması iyi bir başlangıç sayılıyor. BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 2254 sayılı Suriye kararı ilk defa hayata geçirilmesi fırsatını yakalamış bulunuyor” diye konuştu.

DÖRT KOLTUK BOŞ

Cenevre’de açılışı yapılan Suriye Anayasa Komitesi ilk oturumunda ilginç bir detay da göze çarptı. Şam rejimi ve muhalefeti temsil eden 50+50 delege sandalyelerinin tamamı doluyken, sivil toplum örgütlerini temsil eden 50 sandalyeden dördünün boş olduğu gözlendi. Resmi olmayan duyumlara göre Suriye sivil toplum örgütlerinden dört delege aşırı baskı yapıldığı için komiteye son anda katılmama kararı aldı. Açılışı boykot eden delegelerin isimleri şimdilik sır olarak kaldı. Türkiye, terör örgütü PKK/YPG’ye yakın isimlerin komiteye alınmasını veto etmişti. Komitede YPG dışında gruplardan Suriyeli Kürt temsilciler olduğu belirtilmişti.

Pedersen’in açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, Komite’nin eş başkanları Ahmed Kuzbari ve Hadi el Bahra da söz aldı. “Bugün, geçmişte başaramadıklarımızı başarmayı umduğumuz için buradayız” diyen Bahra, “150 kişinin birçok konuda farklılıkları var. Bunların bir kısmı basit konular, bir kısmı ise önemli. 8 acı dolu yıldan sonra farklılıklara değil, benzerliklere odaklanmak üzere kararlılık içinde buraya geldik” dedi. Anayasa Komitesi toplantılarının 150 kişinin katılımıyla gelecek 2 gün boyunca Pedersen’in başkanlık edeceği oturumlarla devam etmesi, ardından yalnızca 45 kişilik yazım kurulunun iştirakiyle en az bir hafta boyunca Cenevre’de sürmesi bekleniyor.

Tarihi bir an

‘KOMİTE’Yİ DESTEKLEYECEĞİZ’

SURİYE konusundaki Astana formatının garantörü olan İran, Rusya ve Türkiye dışişleri bakanları, krizin çözümü için kurulan Anayasa Komitesi’ni destekleyeceklerini belirterek, Anayasa Komitesi’nin başlatılmasının, Suriye’de askeri yolların çözüm olmayacağının kanıtı olduğunu ifade etti. İran, Rusya ve Türkiye dışişleri bakanları Cenevre’de önceki gün üçlü toplantı yaptı ve BM Genel Sekreteri Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile istişarelerde bulundu. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun toplantısının ardından ortak açıklama yayımlandı.

TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ

Açıklamada, “Astana garantörleri, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığını teyit etti ve bu ilkelere tarafların saygı göstermesi gerektiğini vurguladı. Garantörler, terörizmin her türü ve tezahürüyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri bozma konusundaki kararlılıklarını yineledi” ifadelerine yer verildi.

25 milyon dolar muhbirin olabilir

ABD merkezli Washington Post’un haberine göre, terör örgütü DEAŞ’ın lideri Ebubekir el Bağdadi’nin Suriye’nin İdlib vilayetinde etkisiz hale getirilmesinde örgüt mensubu ‘üst düzey’ bir ismin sağladığı önemli istihbaratlar kritik rol oynadı. Bağdadi’nin güvendiği ‘köstebeğin’, öldürülen DEAŞ liderinin son kaldığı adresi ABD istihbaratına bildirdiği ve olayın ardından iki gün boyunca İdlib’de kaldıktan sonra ailesiyle birlikte bölgeden çıkarıldığı belirtildi. Habere göre, ABD istihbaratına bilgi akışı sağlayan muhbir Bağdadi’nin İdlib’de yerleştiği mekânı bulmasına aracı olan kişiydi. ABD’li yetkililerin ifadelerine dayanan haberde, vatandaşı olduğu ülke belirtilmeyen kişinin Bağdadi’nin başı için konulan 25 milyon dolarlık ödülün tamamını ya da bir kısmını alacağı ifade edildi.

25 milyon dolar muhbirin olabilir

İNTİKAM İÇİN YAPTI

Habere göre, Sünni Arap olduğu belirtilen Bağdadi’ye yakın isim, akrabalarının DEAŞ tarafından öldürülmesinin ardından örgüte karşı nefret duygusu beslemeye başladı. Söz konusu kişi terör örgütü YPG’nin liderliğindeki SDG’ye bilgi aktarmaya başladı. Amerikan istihbarat örgütü CIA’nin durumdan haberdar olmasından sonra muhbirin doğruları söyleyip söylemediği bir süre boyunca test edildi. Bağdadi’nin ölümünde önemli rol oynayan köstebeğin güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmasıyla olayı CIA devraldı.