Akdeniz’de sismik araştırma hamlesi ardından Fransız ve Yunan elçiler Dışişleri’ne çağrıldı

Fransız bayraklı bir araştırma gemisinin Yunanistan adına Türk kıta sahanlığı ile Yunanistan-Mısır anlaşması alanının kesiştiği bir bölgede araştırma faaliyeti yapacağının duyurulması üzerine Ankara ile Atina arasında gerilim yaşandı. Fransa ve Yunanistan’ın Ankara büyükelçilerinin geçen cuma günü Dışişleri Bakanlığı’na çağırılarak tepki iletildiği öğrenildi.

Dendias’ın Çavuşoğlu’yla söz düellosuna sahne olan Ankara ziyaretinin gerçekleştiği 15 Nisan’da Yunanistan, Girit’te bulunan Heraklion NAVTEX istasyonu üzerinden Fransız bayraklı “L’Atalante” gemisinin Doğu Akdeniz’de 3 gün sürecek sismik araştırma yapacağını duyurdu. Türkiye’ye ait Antalya NAVTEX istasyonu ise 16 Nisan’da araştırma alanlarının Türk kıta sahanlığı ve Türk NAVTEX servis sahası içinde olduğu gerekçesiyle Yunanistan’ın NAVTEX mesajının geçersiz olduğuna dair bir mesaj yayımladı.

KAMUOYUNA DUYURULMADI

Yunanistan’ın Türkiye’nin 2019’da Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirdiği kıta sahanlığı sınırları içinde sismik araştırma yapacağını duyurması üzerine Türkiye, Fransa ve Yunanistan’a diplomatik yollardan da tepki iletti. Cumhuriyet’in edindiği bilgiye göre Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Herve Magro ile Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Mihail Hristos Diamesis, 16 Nisan’da Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı ve her iki büyükelçiye de Yunanistan’ın Türk kıta sahanlığı olarak belirlenen sınırlar içinde araştırma yapma girişiminden duyulan rahatsızlık iletildi.

Yaşanan diplomatik krize karşın Fransız ve Yunan elçilerin Dışişleri’ne çağırıldığının kamuoyuna duyurulmaması dikkat çekti. Türkiye’nin karşı NAVTEX (seyir bildirimi) mesajı ile Fransız ve Yunanistan büyükelçileri üzerinden diplomatik girişimlere karşın L’Atalante gemisinin hafta sonunda Yunanistan Deniz Kuvvetleri’ne ait fırkateyninin refakatinde Türk kıta sahanlığına girdiği, bölgede bulunan Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait fırkateynin, her iki gemiyi bölgeyi terk etmeleri için uyarmasının ardından gemilerin bölgeden uzaklaştığına dair haberler Yunan basınında yer aldı. Türk askeri yetkililer ise bu haberlere ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. Gemi trafiği verilerinin paylaşıldığı sistemdeki verilere göre L’Atalante gemisi dün gün boyunca Yunanistan’a ait Rodos ve Kerpe adalarının batısındaki Yunan sularında seyretti.

Terör elebaşı Gülen’in “diğer dini gruplara sızın” talimatı, Karlov suikastı davasının gerekçeli kararında

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un, 19 Aralık 2016’da suikast sonucu öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanıklı davada, gerekçeli karar açıklandı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olmasından sonra FETÖ mensuplarının dağılmalarını engellemek ve yeni darbe girişimine imkan sağlamak amacıyla örgütün bu suikastı planladığı anlatıldı.

Gerekçede, FETÖ’nün, 19 Ocak 2014’teki MİT tırlarının durdurulması ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimiyle ulaşılmak istediği amaçlarla bu suikast neticesinde ulaşılmak istediği amacın aynı olduğuna işaret edildi.

Mahkemenin gerekçesinde, şu tespitler yapıldı:

“Her üç eylemin de amacı aynıdır. Amaç, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmektir. Saldırıyla, Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkilerinin bozulmasının amaçlanması hedeflerden birisi olmakla birlikte, tek hedef bu olmayıp, örgütteki çözülmeyi engelleme ve darbe girişimine zemin hazırlama amacını da taşıyan saldırıda asıl hedef, Anayasal düzeni ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırmaktır.”

Örgütsel silsile içerisinde talimatı ilettiler

Örgütün MİT yapılanması içerisindeki üyesi Vedat kod isimli Vehbi Kürşad Akalın’ın, örgütsel tabirle abisi konumunda bulunan Yusuf kod isimli Hüseyin Kötüce’ye, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliğine ilişkin bilgiler verdiği anlatılan gerekçede, şunlar kaydedildi:

“Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov’un koruma kullanmadığı hususundaki bilgiler, örgütsel silsile içerisinde, örgüt lideri Fetullah Gülen’e kadar ulaştı. Gülen’in, yine örgütsel silsile içerisinde FETÖ’nün emniyet mahrem yapılanması içerisinde bulunan emniyet imamları, emniyet yapılanmasının başındaki örgütsel tabirle ‘müdür’ olarak ifade edilen şahıslar vasıtasıyla Necdet kod isimli Ahmet Kılıçarslan’a, onun altında bulunan Said kod isimli Salih Yılmaz’a, onun altında bulunan Ahmet kod isimli Şahin Söğüt’e ve son olarak terörist Mevlüt Mert Altıntaş’a iletilen örgütsel talimatı doğrultusunda eylem gerçekleştirildi.”

Gülen’in talimatıyla “renklendirme” taktiği

FETÖ elebaşı Gülen’in, 17-25 Aralık sürecinde örgüt mensuplarının tespit edilmemesi amacıyla “diğer dini gruplara dağılması” yönünde talimat verdiğine de işaret edilen gerekçede, örgüt içinde “renklendirme” denilen bu çalışma kapsamında, Altıntaş’ın Ankara’da çeşitli dini grupların içerisine sızdığı kaydedildi.

Altıntaş’ın, bu amaçla “Sosyal Doku Vakfı” içerisinde saklandığı, bu vakıf içerisinde bulunduğu sürede dikkat çekmeden ve fark edilmeden FETÖ’ye bilgi aktarımında bulunduğu ifade edildi.

Sanık Şahin Söğüt’ün, 9 Aralık 2016’da kripto suikastçı Mevlüt Mert Altıntaş’a saldırıyla ilgili yerine getirmesi gereken talimatları verdiği belirtilen gerekçede, Altıntaş’ın, “FETÖ tarafından özel olarak seçilerek eğitilen, kripto tabir edilen örgüt mensuplarından biri olduğu” vurgulandı.

Karlov suikastı ve yargı süreci

Büyükelçi Karlov, 19 Aralık 2016’da katıldığı sergide, polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ın silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmiş, Altıntaş da polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

Olaya ilişkin soruşturma sonucunda, FETÖ elebaşı Gülen’in de aralarında bulunduğu 28 kişi hakkında dava açılmıştı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart’ta kararını açıklamış, elebaşı Gülen’in de aralarında bulunduğu 9 sanığın dosyasını ayırmıştı.

3 sanık 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 sanık birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılırken, 7 sanığa FETÖ üyeliğinden 7 yıl 6 ay ila 10 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezası verilmişti. Mahkeme, sanıklardan birine FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası vermiş, 6 sanığın beraatına hükmetmişti.

Kaynak: Anadolu Ajansı / Cemil Murat Budak

Melih Gökçek FETÖ’cü şirketi ihale zengini yapmış!

Savcılığın açıklamasından sadece 4 ay sonra Melih Gökçek yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Ankara Halk Ekmek personel taşıma işi verildi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ankara Halk Ekmek Fabrikası, Mayıs 2017’de “Şehir içi Fabrika Personeli Taşıma” ihalesi açtı. Dönemin Belediye Başkanı Melih Gökçek’in istifasından 5 ay önce açılan ihale, 8 Mayıs’ta Ankara Halk Ekmek Fabrikası’nda yapıldı. Bir önceki yıl aynı güzergah, aynı araç-koltuk sayısı ve kilometre ile ihaleyi Transferiks Ulaşım Hizmetleri Turizm Otomotiv İnşaat Nakliyat Sanayi Şirketi 1 milyon 419 bin 514 TL yaklaşık bedelle kazanmıştı. Şartları hiç değişmeyen ihaleyi 2017’de ise Şen-Dem Turizm Oto. Nak. Taah. Tic. Ltd. Şti. kazandı. Bu şirket hakkında FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz askeri darbe girişiminden 6 ay sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ihaleden 4 ay önce 4 Ocak 2017’de Kamu İhale Kurumu’na (KİK) gönderdiği yazıda; “FETÖ/PDY örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususunda yeterli delil bulunduğunu” bilgisini vermişti. Şen-Dem Turizm Oto. Nak. Taah. Tic. Ltd. Şti. ihaleyi bir önceki ihaleye göre yüzde 104 daha yüksek maliyetle 2 milyon 900 bin 965 TL’ye aldı.

“Delil bulunduğu anlaşılmıştır”

2020 Aralık ayında da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın personel taşıma ihalesini alan şirketin FETÖ irtibatlı olduğu ABB’nin ihalesini yaptığı yıl ortaya çıkmıştı. 2017’de Kamu İhale Kurumu (KİK), söz konusu ihaleyle ilgili olarak Şen-Dem Turizm hakkında bir soruşturma olup olmadığını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sordu.

Savcılığın verdiği yanıt üzerine Kamu İhale Kurumu, 4 Ocak 2017’de 2017/UH.III-64 karar numaralı yazısında, şirketin “FETÖ/PDY örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususunda yeterli delil bulunduğunu” şu şekilde ifade etmişti:

“Kaya Seyahat Turizm Şirketi’ne, Şen-Dem Turizm Oto. Nak. Taah. Tic. Ltd. Şti. tarafından 2013-2016 döneminde 19.009.885,10 TL havale gönderildiği, 2014-2016 döneminde 9 işlemde 673.689,50 TL EFT gönderildiği görülmüştür. İki şirket arasında kurucular arasındaki kişilerin baba-oğul-eş oldukları, para transferleri ile de hukuki fiili ve ekonomik bağlantılarının bulunduğu dosyaya gelen bilgi ve belgelere göre Şen-Dem Turizm Oto. Nak. Taah. Tic. Ltd. Şti’nin FETÖ/PDY örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususunda yeterli delil bulunduğu anlaşılmıştır.”

Şirket aynı ay kamudan 11 milyon 296 bin TL’lik ihale kazanmış

Şen-Dem Turizm Oto. Nak. Taah. Tic. Ltd. şirketi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek personel taşıma işini 2017’nin mayıs ayında 2 milyon 900 bin 965 TL bedelle kazandı. Aynı ay içerisinde Eti Maden İşletmeleri personel taşıma işini 6 milyon 406 bin 932 TL’ye alan şirket Bursa İli Kamu Hastaneleri’nin kullanımına sunulacak araç kiralama işini de 1 milyon 988 bin 834 TL yaklaşık maliyetle aldı. Şirket Mayıs 2017’de kamudan 11 milyon 296 bin TL’lik ihale aldı.

Son dakika haberler… Şeyma Yıldız’ın annesinden akılalmaz sözler: ‘Benim kocam hastaydı, kendi yapmadı’

Seyyar bal satıcısı Harun Yıldız, önceki gün akşam erkek arkadaşı olduğunu öğrendiği lise öğrencisi kızı Şeyma Yıldız ile tartıştı. Harun Yıldız, daha sonra kızını hafif ticari aracına bindirip, Kargın Mahallesi’ne götürdü ve tabanca ile ateş ederek öldürdü. Olayın ardından polise teslim olan Harun Yıldız, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çubuk Gevher Nesibe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Şeyma Yıldız’ın cenazesi ise Çankırı’nın Orta ilçesinde toprağa verildi.

‘ONUN KIZI ÇOK KIYMETLİYDİ’

4 çocuğundan tek kızını kaybeden, eşi de cezaevine giren Emine Yıldız, evde taziyeleri kabul ederken büyük üzüntü yaşadı. Emine Yıldız, acı dolu olduğunu söyleyerek, “Benim en kıymetlim, yavrum gitti. Benim ‘canım’ dediğim, canımı aldı. Benim eşim böyle bir adam değil, kötü bir adam değil, 28 senelik hayat arkadaşım, yavrularımıza da bana da kıymaz. Bize bir gün bile sesini yükseltmedi. Onun kızı çok kıymetliydi. Benim çocuğum da kocam da çok temiz insandı” dedi.

Son dakika haberler... Şeyma Yıldızın annesinden akılalmaz sözler: Benim kocam hastaydı, kendi yapmadı

‘PANİK ATAK HASTASIYDI, İLAÇLARINI ALMIYORMUŞ’

Eşinin 16 senedir panik atak hastası olduğunu anlatan Emine Yıldız, şöyle konuştu:

“Dışarda ilaçlarını almıyormuş. 3- 4 gün olmuştu geleli, bir sıkıntısı vardı sordum, ‘Neyin var?’ diye, ‘benim derdimi bilme’ dedi. Ben şeker hastasıyım, benim sekerim çıkar diye bana bir şey demezdi. ‘Sen canını sıkma’ derdi bana. O gün doktora gitmesini söyledim. ‘Panik atak beni bunaltıyor, bu ara sabahlara kadar uyutmuyor’ dedi. Eşimi kimse kötü bilmesin. Benim kocam dışarıdaki köpeği görse alır eve gelirdi, ‘bu yaralı, yemek verelim’ derdi. Kimseye kızmazdı, kendi yavrusuna mı kıyacak o? Benim komşularım bize gelirdi, eşim kötü olsaydı kim gelirdi bize?” diye konuştu.

‘YAVRUMU ÖLDÜRDÜ AMA KATİL DEĞİL’

Emine Yıldız, eşine ‘cani baba’, ‘cani koca’ denilmemesini isteyerek, “Kötü biri olsa eşim, ‘Kötü bir adam çeksin ne hali varsa görsün’ derdim; ama değil, kötü biri değil. Benim yavrumu öldürdü; ama katil değil o, iyileşsin gelsin. Ben kıyamam eşime, benim kocam hastaydı. Kızına ‘çiçeğim, prensesim, bir tanem’ derdi. Yavrularının hiçbirine kıyamazdı. Benim canımı aldı; ama kötü biri değildi. Ne yapayım kaderim buymuş Allah’tan geldi. Evladını toprağa veren anne ertesi gün, öldüren kocasına böyle bir şey demez. Ama benim kocam kötü biri değil. Bunu bilin. Kendi yapmadı, hastalığı yaptırdı” dedi.

‘VİDEODAKİ KIZI ŞEYMA’YA BENZETMİŞ’

Şeyma Yıldız’ın ağabeyi İlhami Yıldız da babasının hastalığı nedeniyle böyle bir şey yaptığını ileri sürerek, “Benim babam çocuklarına çok şefkatli biriydi. Hiçbirimize ‘öf’ bile demedi babam. Babam gurbete gider, gitmeden Şeyma’nın yanına yatar, yarım saat sonra işine giderdi. Şeyma’yla çok konuşurdu, birbirilerine çok düşkündüler. Babamın 15 yıldan fazladır panik atak rahatsızlığı vardı. Biz önce Orta ilçesinde oturuyorduk, o zamanlar ilaçlarını kullanıyordu. Birkaç yıldır Çubuk’tayız. Son zamanlarda ilaçlarını kullanmıyordu. Panik atak ilerlemiş. Geçen hafta da bir video izlemiş. Oradaki kızı Şeyma’ya benzetmiş. Kafasında kurmuş bir şeyler. Kimseye bir şey demedi. Bu olayı bilinçli olarak yapacak biri değil. Kendi yavrularına değil düşmanına bile kıyamaz. Köyümüzde herkese sorun, bir kişi ‘kötü’ demez babama” diye konuştu.

‘ŞEYMA’NIN ÜZERİNE ÇOK DÜŞERDİ’

İlhami Yıldız, babasının hastalığının ilerlediğini söyleyerek “Hastalığı artık şizofreniye çevirmeye başlamış. Karakoldaki ilk ifadeleri de onu gösteriyor. Ne yaptığını ne söylediğini bilemiyor. Şeyma’ya yaptığının bir gün sonra farkına varmış. Hastalığı ilerlemiş. İlaçlarını kullanmadığının farkına varamadık. Uzun zamandır kullanmamış ilaçlarını. Beni günde bir kere arıyorsa Şeyma’yı on kere arardı, ‘ne yapıyorsun, nasılsın’ diye. Çok üstüne düşerdi. Şeyma, bir erkek arkadaşı olduğunu önceden babama söylemiş. ‘Tamam kızım getir tanışalım’ demiş. Sonra Şeyma, ayrıldığını da söylemiş, babam da ‘olur kızım’ demiş. Şakasına ‘getirecektin tanışacaktık’ falan demiş. Her şey çok normaldi” dedi.

ADLİ TIP RAPORUNDA KORKUNÇ DETAY: BİRİ GÖĞSE DİĞERİ SIRTA İKİ KURŞUN

Okul çıkışına giden Harun Yıldız, kızı Şeyma’yı “Gel seni biraz arabayla gezdireyim” diyerek kandırdı. Yolda kızıyla tartışan Yıldız, Şeyma’yı erkek arkadaşı olduğu bahanesiyle katledip yol kenarına attı.

Ankara Çubuk’a bağlı Kargın Mahallesi yolunda önceki akşam kar üzerinde bir kız çocuğunun cesedini gören vatandaşlar polise ihbarda bulundu. Olay yerine giden polis ekipleri, yaptıkları incelemede silahla vurularak öldürülen kişinin lise öğrencisi Şeyma Yıldız (16) olduğunu belirledi. Otopsi yapılmak üzere Yıldız’ın cesedi adli tıp morguna kaldırılırken, cinayetle ilgili de çalışma başlatıldı.

Polis, cinayet araştırması başlatırken, yakalanacağını anlayan Şeyma’nın babası Harun Yıldız, gece saatlerinde Çubuk Emniyet Müdürlüğü’ne giderek teslim oldu. Cani baba Harun Yıldız, kızını öldürdüğünü itiraf ederken, cinayette kullandığı ruhsatlı tabancasını da polise teslim etti.

‘YOL KENARINA BIRAKTIM’

Seyyar bal satıcısı olan Yıldız ilk ifadesinde, “İnternette erkeklerle fotoğraflarını gördüm. Erkek arkadaşı olduğunu da öğrenince tartışmaya başladık. Erkeklerle gezmemesi için uyaracaktım ama tartışınca kendimi kaybettim, arabada bulunan tabanca ile vurdum. Öldüğünü görünce de korkup, yol kenarına bıraktım. Sonra kızımın cesedinin bulunduğu, polisin olayı araştırdığı ve beni aradığını öğrenince gelip teslim oldum” dediği öğrenildi.

Baba Yıldız’ın okul çıkışına giderek kızı Şeyma’yı “Gel seni biraz arabayla gezdireyim, baba kız konuşuruz” diye araca bindirdiği bildirildi. Şeyma’nın babasına çok bağlı olduğu, babasıyla birlikte çektirdiği fotoğrafların altına “Kahramanım” notuyla paylaştığı kaydedildi.

Adli Tıp’ta yapılan ilk incelemede Şeyma’ya iki kurşun isabet ettiği birisinin göğüs boşluğuna diğerinin ise sırt bölgesinden girişi olduğu belirlendi. Cani babanın araç içinde kızına bir el ateş ettikten sonra Şeyma’nın kaçmaya çalıştığı, o sırada ikinci defa ateş ederek sırtından vurduğu düşünülüyor.

Kilo ver geri al dönemi kapandı

 

SAĞLIKLI KİLO KAYBI SAĞLIYOR

“Merkezinde beslenmeyi esas alan ve ülkemizde yeni oluşan bu yaklaşım, Fonksiyonel Tıp alanında eğitim almış hekim ve diyetisyenin oluşturduğu bir ekip çalışmasını gerektirir. Biz diyetisyenlerin genel olarak uyguladıkları standart yaklaşımlar fonksiyonel tıp ile değişim göstermektedir. Çünkü vücut bir sistem olarak görülüp, bu sistemdeki hastalığın en temel nedenine inildiğinde iyileşme kalıcı olmaktadır. Yeni nesil fonksiyonel tıp yaklaşımını benimseyen diyetisyenlerle kilo vermenin kalıcı hale geldiği görülmektedir. Bir bakıma ‘on kilo ver, sonra geri al’ dönemi kapanmaktadır. Bireyin kilo alımına sebep olan beslenme alışkanlıkları, besin hassasiyetleri, stres yönetimi ile beslenmesinin ilişkisi, mide-bağırsak sağlığı, uyku düzeni göz önünde bulundurulmakta, kapsamlı bir değerlendirme ile sağlıklı bir kilo kaybı sağlanmaktadır. Ayrıca kaybedilen ağırlık kalıcı olarak korunabilmektedir.

İYİLEŞME SÜRECİNE KATKISI VAR

Fonksiyonel Tıp beslenme şekli kilo vermenin yanı sıra, özellikle kronik hastalıkların iyileşmesine de büyük oranda katkıda bulunmaktadır. Günümüzdeki kronik çoğu hastalık vücudun bazı sistemlerindeki dengesizlikten kaynaklanır. Fonksiyonel yaklaşımda yaşam şeklini değiştirmek esastır. Kişinin beslenmesi de yaşam şeklinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Öyle ki, obezite, diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyonun yanı sıra haşimato tiroidit, romatoid artirit, migren, fibromiyaji gibi farklı hastalıkların hem gelişmesinde hem de tedavisinde kişinin beslenmesi çok önemlidir.

 PAKETLİ GIDALARDAN UZAK DURUN

Hasimato tiroidit, tiroit bezinin hasarına sebep olan kronik bir hastalıktır ve bir inflamasyon söz konusudur. Bu inflamasyonu azaltmak için beslenmede ne gibi değişiklikler yapılabilir? Öncelikle bu inflamasyonu tetikleyen paketli gıdalarda bulunan basit şeker, trans yağ asitleri ayrıca omega 6 içeren ayçiçek yağ, mısırözü yağ, civa maruziyeti fazla olan besinler beslenmeden çıkarılır. Hashimato tiroiditte sızdıran bağırsak sendromu denilen bir durum da olabilmektedir. Diğer taraftan gluten ve süt ürünlerine hassasiyet gelişebilir. Bu durumda bağırsak sağlığının yeniden sağlanması için, dönemsel olarak gluten ve süt ürünleri beslenmeden çıkarılabilir. Elbette bu düzenlemeler kişiye özgü bir şekilde yapılmalıdır. Bu hastalığın iyileşmesinde ayrıca stres yönetimi, uykunun düzenlenmesi, toksik yükün azaltılması da çok önemlidir. Görüldüğü üzere pek çok alanı dikkate alan fonksiyonel tıp yaklaşımı, tüm bu süreçleri değerlendirerek kişinin sorununu ele alıp ve bir ekip şeklinde tedavi planını hazırlamak ve uygulamak anlamına gelmektedir.

Bu yönüyle bakıldığında kalıcı sonuç almak için vücut sisteminin dengesizliklerini ele alan bütünsel bir süreçtir.”

Sağlık Vadisi ‘Teknoloji gelişim bölgesi’ olacak

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Başkent’te kurulacak Sağlık Vadisi’nin ‘Teknoloji Gelişim Bölgesi’ olarak planlandığını belirterek, ‘Özellikle birinci etabını, temel araştırma laboratuvarları ve üretim merkezlerinin olduğu, daha çok tıbbi cihaz ve ürünlerin ön planda hedeflendiği etap olarak planladık” dedi. Koca, Ankara’da kurulması planlanan Sağlık Vadisi’ne yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi. Sağlık Vadisi’nin, Bilkent’teki Ankara Şehir Hastanesi’nin yanında bir endüstri bölgesi olarak planlandığını anlatan Koca, “Biz Sağlık Vadisi’ni daha çok serbest bölge içinde ‘Teknoloji Gelişim Bölgesi’ olarak planlıyoruz. Özellikle birinci etabını, temel araştırma laboratuvarları ve üretim merkezlerinin olduğu, daha çok tıbbi cihaz ve ürünlerin ön planda hedeflendiği etap olarak planladık” ifadelerini kullandı.

İKİNCİ ETAP SERBEST BÖLGE

Koca, ikinci etapta ise tıbbi cihaz, ilaç ve kimyasal esaslı büyük tesislerin kurulacağı serbest bölgeyi planladıklarının altını çizerek, “Havaalanına yakın bir çalışma içindeyiz. 3 bin dönüme yakın bir alanda planladığımız ikinci etap söz konusu olacak. Dolayısıyla özellikle 2020’yi yerlileşme anlamında önemli bir yıl olarak görüyoruz. Sağlık Vadisi’nin de buna ciddi katkı sağlayacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

40 yıllık hatıralar kitaba dönüştü

Önal’ın 40 yıllık meslek hayatını anlattığı kitabının tanıtımına Önal’ın ailesi, sevenleri, çok sayıda bürokrat ve Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok da katıldı. Tanıtım kokteylinde konuşan Önal, “İyi ki bu kitabı yazmışım. Çünkü bu kadar büyüğümü, akranımı ve arkadaşlarımı bir arada görmenin mutluluğunu yaşıyorum. ‘Kitap yazmak da nereden çıktı’ diyeceksiniz, anılarını yazan büyüklerimizi gördükçe her bürokratın bir şeyler yazmasını önemsemişimdir. Fakat bir türlü fırsat bulamamıştım. Yazmaya başladım ama derli toplu bir şey değildi, en sonunda da bunu toplamaya çalıştık. Eşimin de bunda büyük emeği oldu. Yaşantımda karşılaştığım, ilginç olduğunu düşündüğüm şeyleri yazdım” ifadelerini kullandı.

40 yıllık hatıralar kitaba dönüştü

ANKARA VALİLİĞİ DE YAPTI

Birçok ilçede kaymakamlık yapan, Mülkiye Başmüfettişliği, İçişleri Bakan Danışmanlığı, Personel Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde de bulunan tecrübeli bürokrat Önal, Kırklareli, Kocaeli, Adana Valiliği’nin ardından 2001-2003 yıllarında Emniyet Genel Müdürlüğü görevi’ni yürüttü. 2004-2010 yılları arasında yaptığı Ankara Valiliği görevinden kendi isteğiyle emekli oldu.

Ankara haberleri Hürriyet yerel haberler sayfasında. Haber ajanslarının Ankara ilinden 40 yıllık hatıralar kitaba dönüştü hakkında ilettiği tüm haberler hurriyet.com.tr farkı ile sizlere ulaştırılıyor. Bu haber ilk olarak 26 Ekim 2019 tarihinde saat 16 24’de yayınlandı. Son dakika gelişmesi oldukça 40 yıllık hatıralar kitaba dönüştü haberi güncellenecektir.

İlik naklinde çığır atladık

Hematolojik Onkoloji Kongresi’nin bu yıl 300’e yakın katılımcıya ev sahipliği yaptığını belirten Tekgündüz, özellikle lösemiler, akut ve kronik lösemiler, lenfoma ve multipl miyolom gibi hastalıkların tedavi yönetimlerinin kongrede detaylı şekilde ele alındığını belirtti. Tekgündüz, ilik nakli konusunda, “2018 yılı itibarıyla ülkemizde yıllık 5 bin tane kök hücre nakli uygulanabilmekte. Özellikle transplantı çok başarılı şekilde, aynı zamanda Avrupa ve ABD ile kıyaslandığında oldukça makul fiyatlara yapıyoruz” ifadelerini kullandı. İlik nakli konusunda yaşanan gelişmelerin sağlık turizmi açısından da önemli bir umut kapısı olduğunu hatırlatan Tekgündüz, yurt dışından çok fazla sayıda hastanın transplantasyon amacıyla Türkiye’ye geldiğini ve sağlıklarına kavuştuğunu anlattı. Tekgündüz, şunları söyledi:

TÜRKÖK PROJESİ SORUNU ÇÖZDÜ

“Daha önce geride olmamız ve kendi veri tabanımızın olmaması nedeniyle başkasından yapacağımız ilik nakillerinde biraz Avrupa ve ABD’ye bağımlıydık. Nisan 2016’da devreye giren TÜRKÖK Projesi ile bu sorun büyük ölçüde çözüldü. Artık Türkiye’de kardeş vericisi olmayanların kabaca yüzde 60’ına, kendi ülke kaynaklarımızdan uyumlu bir verici bulabiliyoruz. Yurt dışından sağladığımız kök hücrelere göre 5’te 1 oranında daha düşük bir maliyetle bunu başarabiliyoruz.” 

Diyabet hastalarının 3’te 1’inde diyabetik ayak yarası var

Söz konusu hastaların, doğru ayak bakımı konusunda bilinçli olması, gerekli uygulamaları yapması ve yaptırmasının önemli olduğunu kaydeden Çoban, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla özetle şu bilgileri paylaştı:
DAMAR YAPISI BOZULUYOR

“Diyabet hastalarının ayaklarında diyabetik nöropati’ye (sinirlerde bozulma) bağlı olarak ayak parmak uçlarında karıncalanma ve uyuşma hissedilebilir. Bu süreç ilerledikçe duyusal sinir hasarındaki artış ile diyabet hastasının ayaklarındaki hissiyat kaybı artar ve ayaklara giden damar yapısındaki bozulmalarla birlikte ayakta yaralar oluşabilir.
TIRNAK DERİN KESİLMEMELİ

Parmak araları dâhil, günlük ayak kontrolü yapılmalı, çıplak ayakla yürümekten ve çorapsız ayakkabı giymekten kaçınılmalıdır. Kuru cilt için her gün nemlendirici kullanılmalı ancak parmak aralarına uygulanmamalıdır. Ayakların travmadan korunması için estetik kaygılardan uzak ayakkabı seçilmelidir. Ayak sıcakla çok temas ettirilmemeli, tırnaklar derin kesilmemelidir. Tırnak mantarı ve nasırlar, çatlamış kuru deri, kalınlaşmış veya batmış tırnaklar, enfeksiyonlar, düztabanlık veya ayak eklem deformiteleri gibi ayak bozuklukları diyabetliler için yakından takip edilmesi gereken önemli hususlardır. Hastalar, ayaklarındaki sorunları kendi başlarına tedavi etmeye çalışmamalı, konunun uzmanlarına danışmalıdır.”