SÜREÇ, FETÖ İLE MÜCADELE EDENLER İLE MÜCADELEYE DÖNDÜ

SÜREÇ, FETÖ İLE MÜCADELE EDENLER İLE MÜCADELEYE DÖNDÜ

 

 

Yazan: Sait Balcı, 21.07.2020  

 

15 Temmuz 2016 ABD / FETÖ Darbe Girişiminden bu yana tam dört yıl geçti. Bu süreç içerisinde bu yapının hücrelerine yönelik birçok operasyon yapıldı. Hatta bu yapının yurtdışı yapılanmasına yönelik de operasyonlar yapıldı. Ancak bunların yanında bu yapı ile mücadele kapsamında muhaliflerden intikam alma operasyonları da yapıldı.

Müyesser Yıldız’ı, Murat Ağırel’i, Hülya Kılıç’ı ve Barış Pehlivan’ı örnek gösterebilirim. Yaşın yanında kuru da yandı. Anlayacağınız karışık tukaş oldu. Bu yapı ile mücadele anlamında durum neyi gösteriyorsa onunla mücadele yapıldı. Fakat hiçbir şekilde bu yapı ile ciddi anlamda mücadele yapılmadı. Bu yapının siyasi ayağı ortaya çıkarılmadığı sürece de bu yapı ile mücadele yapılmış sayılmaz. Nedenlerini açıklayacağım.

 

15 Temmuz günü Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Afyon Kocatepe Üniversitesinde 15 Temmuz’u anmak için bir panel düzenledi. Bu panelde Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış bir konuşma yaptı. Yaramış yapmış olduğu konuşmanın bir bölümünde “Darbe teşebbüsüne karışmış, pişman olmuş nedamet duyan kişilere de sahip çıkmamız onları bu toplumun içine dahil etmemiz, kazanmamız gerekiyor” dedi. Yaramış’ın yapmış olduğu konuşma doğal olarak kamuoyunda büyük tepki çekti. Hatta bazı AKP’liler bile Yaramış’ı bu konuda eleştirdiler. Bu eleştirilerden birisini de Mehmet Metiner sosyal medya hesabı üzerinden’’ Afyon Üniversitesinde yaptığı konuşmaya bakın. Darbe teşebbüsüne karışmış ama pişman olmuş FETÖcüleri affedip kucaklamamızı salık veriyor.

FETÖ ile bu adamlarla mı mücadele edeceğiz? O koltukta onu tutanın samimiyetine asla inanmam’’ diyerek yaptı. Yaramış ise yapmış olduğu konuşmadan sonra Cumhurbaşkanı isterse görevinden ayrılabileceğini söyledi. Bu aşamada Cumhuriyet Savcılarının harekete geçip geçmeyeceğini merak ederken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın “Şu an böyle bir talep yok ancak başkan beyin bu değerlendirmeyi yapıp kendisinin bir muhasebe yapmasında fayda var” dedi. Bu açıklamadan sonra Cumhuriyet savcılarının harekete geçip geçmeyeceği de belli olmuş oldu.

 

Türk Tarih Kurumu Başkanı Yaramış resmen 15 Temmuz Darbe Girişimine katılmış veya bu yapıya destek vermek suretiyle tutuklanan FETÖ’cüleri mağdur göstermek suretiyle affedilesini dile getirdi. Yani bu açıklamanın başka bir anlamı olamaz. Bu durumda FETÖ ile gerçekten mücadele ediliyor ise Cumhuriyet Savcılarının derhal devreye girmesi gerekiyordu. Bırakın Cumhuriyet Savcılarının devreye girmesini Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın yaptığı açıklama ile Cumhurbaşkanı’nın Yaramış’ı görevinden alınmayacağını ima etti. Yani böyle bir talep yokmuş. Bu memleket de FETÖ ile mücadele edenlerin soruşturulması için, 15 Temmuz Darbe Girişimini aydınlatmak için araştıran gazetecilere karşı bir talep oluyorsa FETÖ’yü aklamak için mağdur edebiyatı yapan Türk Tarih Kurumu Başkanı için hayli hayli talep olmalıydı. Ancak talep yokmuş. Bu kadar basit yani.

 

FETÖ ile mücadele konusunda bir başka örnek vereyim. 15 Temmuz ABD / FETÖ Darbe Girişiminde canlarını ortaya koyarak şehit düşen, gazi olan vatandaşlarımız oldu. Hepsi de bu memleketin ahde vefası için canlarını ortaya koydular. Şehit Ömer Halisdemir öldürülebileceğini bile bile FÖTÖ’cü Semih Terzi’yi alnından vurdu. Sonrasında tabi ki, bu hain teröristler tarafından şehit edildi. Diğer şehitlerimiz de ona keza aynı akıbete uğradılar. Sonra gazilerimiz de hayatlarını ortaya koydular. Bu memleket için şereflice şehit düşmek de var, gazi olmak da var. Ancak bu hain yapıyı mağdur göstermek, gibi bir düşünce olamaz. Çünkü bu yapı öyle sıradan bir yapı değil. Bireysel bir hareket de değil. Bu yapı ABD tarafından beslenip ülkemizin birliği ve bütünlüğünü hedef alan bir terör örgütüdür. Şu an elebaşısı Suriye ve Libya’da birlikte hareket etmeye başladığımız ABD tarafından korunup kollanıyor. Şimdi her şeyi bir tarafa bırakıp bu yapıyı tekrar topluma kazandıracakmışız. Daha 15 Temmuz’un hesabını bile vermediler. Dikkat ederseniz, bu teröristlerin topluma kazandırma işi de darbe girişiminin yıldönümünde dile getirildi. Anlayacağınız Yaramış son derece rahat ve kendinden emin bir şekilde bu konuyu dile getirdi. İktidar cephesi de bu durumu normal karşıladı. Yaramış kendi vicdanı ile muhasebe yapacakmış. Ne kadar büyük bir ceza olduğunu varın artık siz düşünün.

 

Bir başka konuya değineyim. Örneğin, bu yıl düzenlenen 15 Temmuz Milli Birlik Gününe sivil gazilerimiz alınmadı. Çünkü bu gazilerimiz milletin kendileri için devlete yapmış oldukları bağışları almak istemişlerdi. Aslında onların böyle bir talepte bulunmalarına da gerek yoktu. Devlet onlar için toplanan tüm bağışı kuruşu kuruşuna vermesi gerekiyordu. Çünkü millet bu bağışı onlara verilmesi için yapmıştı. Sosyal bir devlet gaziler için toplanan bağışa el koyabilir mi? Devletin böyle bir hakkı var mıdır? Devlet toplanan bağışa el koyarsa toplumsal düzeni nasıl koruyacak? Bu millet yarından sonra yine böyle bir bağış yapma söz konusu olduğunda devletine güvenerek bağışta bulunabilir mi? Toplumun devlete karşı güveni sarsılırsa o devlet ayakta kalabilir mi? İktidar partisi bu konuları hiç mi aklıselim olarak düşünemiyor? Danışmanlar bu kadar mı bilgisizler?

 

Siyasi iktidar bir yandan sözde FETÖ ile mücadele ediyor ancak öbür taraftan da 15 Temmuz ABD / FETÖ Darbe Girişiminde gazi olan vatandaşlarımız için toplanan parayı vermiyor. Üstüne üstlük toplanan bağışı talep eden gazilerimizi de yapılan törene almıyor. 15 Temmuz Gazilere yapılan bu muamele insanın akılını zorluyor. Yahu bu gaziler 15 Temmuz ABD / FETÖ Darbe Girişiminde gazi oldular. Bu gaziler için toplanan bağışlar onlara verilmeyecek de kime verilecek? Böyle günlerde bu gaziler çağrılmayacak da kim çağrılacak? Onlarsız 15 Temmuz Milli Birlik Günü kutlanabilir mi? Siz şimdi gelin de bu eli kanlı FETÖ ile mücadele edildiğine inanın.

 

FETÖ ile mücadele edildiği konusunda halen iyimser olan var mıdır? Bilemiyorum. Ancak, şurası kesin ki, bu mücadele süreci halen daha topal aksak devam etse de bu mücadele süreci bitti. Yani bu mücadelenin meyvesi filan yendi. Uzun lafın kısası süreç, FETÖ ile mücadele edenler ile mücadeleye döndü.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir