İsmail Saymaz Kripto Fetöcü mü

 

 

İsmail Saymaz Kripto Fetöcü mü?

İsmail Saymaz’ın Nefret’i

Gazeteci/Yazar İsmail Saymaz’ın 2011 yılında piyasaya çıkan ve Malatya Zirve yayınevi davasıyla ilgili çarpık bilgilere yer verdiği  “Nefret” adlı kitabına kısaca değinmek ve gerçekleri ortaya koymak için bir ön giriş yapalım.

 

 

Başlamadan önce: Kitapta bir çok doğru bilgi de bulunmakta ancak kitabın genel kurgusu arasında anlamını yitirdiği ve farklı bir algıya kanalize olduğu için kitabın tümünü göz önünde bulundurduğumuzda maalesef yanlış amaçlara hizmet ettiği görülmektedir.

Neden İsmail Saymaz ve neden “Nefret”?

İsmail Saymaz, kitabı hakkında verdiği röportajında şu ifadeleri kullanıyor;

– 2000 yılından hatta Marmara Depremi’nden itibaren kamuoyunun misyoner diye tarif ettiği ve resmi kurumların bir suç olduğunu iddia ettiği Türkiyeli Protestanların Malatya’daki Zirve Yayınevi Cinayeti’ne kadar ki süreçte nasıl bir milli güvenlik tehditiymiş gibi topluma yansıtıldıklarını anlatıyorum.

Bu ifadeler tamamen manipülatif  ifadelerdir zira Milli güvenlik tehditi olarak görülenler Türkiyeli Protestanların aksine Türkiye’ye farklı isimler adı altında gelerek siyasi misyonerlik faaliyeti yürüten yabancı uyruklu şahıslar ve bu şahısların yürüttüğü faaliyetlerdir.

Bu faaliyetlere; Tarihi eser kaçakçılığı, terör örgütlerine yardım-yataklık, fişleme, etnik ayrıştırma ya da toplumsal ayrıştırma faaliyetlerini örnek olarak verebiliriz.

İsmail Saymaz’ın bu kitabının genel kurgusu, son yıllara damgasını vurmuş olan bazı olayların (Rahip Santoro – Hrant Dink – Zirve yayınevi cinayeti)  karanlıkta kalan/bırakılan kısımlarını belli bir gruba kanalize etme gayreti üzerinedir..

Sayın Özgür Mumcu kitap hakkında; “İyi bir gazetecinin iyi bir araştırması” dese de, İsmail Saymaz’ın gazeteci kimliğini bir tarafa bırakarak, bu kitabın iyi bir araştırma ürünü olmadığını net bir şekilde belirtmemiz gerekiyor.

Adem Yavuz Arslan’ın “Bi Ermeni Var” adlı kitabı ile yakın tarihlerde piyasaya çıkan “Nefret” adlı kitabı ve sonrasında yine Adem Yavuz Arslan’ın “Ergenekon’un Zirvesi” adlı kitapları bir bütün olarak görür ve bu şekilde okursak, davanın sanıkları hakkında yürütülen algı çalışmasını rahatlıkla fark edebiliriz. Aynı tezgahın ürünü olduğu bariz bir şekilde görülen bu üç kitabın ana fikri: Ülkemizde yaşayan azınlıklara yönelik baskı, tehdit ve bu eylemlerin ardındaki gücün Askerler (Ergenekon-Tushad-Jitem)  olduğu algısını vurgulamak.

İsmail Saymaz’ın, “Bi Ermeni Var” ve “Ergenekon’un Zirvesi” kitaplarını yazan Adem Yavuz Arslan ile bir irtibatı olmuş mudur bilemeyiz ama her üç kitabın kokusunun aynı olması bu yönde bir şüphe yaratmaktadır. Öte yandan Türkiye Protestan Kiliseler birliği basın sözcüsü Soner Tufan ve Sat7 Turk isimli Hıristiyan televizyonu yöneticilerinden olan Melih Ekener’le birlikte çekilmiş fotoğraflarını da şuraya iliştirelim.

Ayrıca gizli devam eden bir soruşturmanın ayrıntılarına sanıklardan evvel nasıl ulaşıldı? Bu bilgileri kimler servis etti?

 

 

Gerek İsmail Saymaz’ın “Nefret” adlı kitabı gerekse de Adem Yavuz Arslan’ın “Ergenekon’un Zirvesi” adlı kitapları, gizli tanık olarak kiralanan İlker Çınar isimli şahsın profesyonel hukukçular tarafından kaleme alındığına inandığımız (çok ciddi somut belgeler mevcuttur)  ifadelerine zemin hazırlamak, özel yetkili savcı İsmail Aksoy’un hazırladığı yeni iddianamenin kamuoyu tarafından afiyetle sindirilmesi için alt yapının oluşturulmasına yönelik kaleme alınan spekülatif açıklamaların yer aldığı profesyonel bir manipülasyon kitaplarıdır. Bu faaliyetin diğer adı: Asimetrik Psikolojik Harekat’tır.

 

Gerek bu kitaplar gerekse de 2.ek iddianamenin amacı, hem bu davalardan uluslar arası siyasi çıkar elde etmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek hem de zirve yayınevi ofisinde bulunan bilgisayarlardan elde edilen belgelerin dezenforme edilmesi amacına hizmet etmektedir.

Tarafsız bir soruşturma yürütülmüş olsaydı eğer, 1. İddianame ek klasörlerinde yer alan belgelerin hesabını birilerinin vermeleri gerekirdi. Ancak, hem bu üç kitap ve yapılan haberler  hem de  özel yetkili savcının hazırladığı(!) ek iddianame, cinayet sonrası elde edilen  ilk bulguları ve şüpheleri ortadan kaldırmayı planlamıştır.

İsmail Saymaz, kitabı hakkında verdiği röportajında şu ifadeleri kullanıyor;

Malatya Zirve Yayınevi Katliamı 31 dosyadan oluşuyor bu dosyaların 16 tanesinde Zirve Yayınevi’nden çıkarılan evraklar yer alıyor. Yani cinayeti soruşturmaktansa savcılık misyonerlerin herhangi bir suçu olup olmadığını araştırıp evraklarına katmış.

Öncelikle ilk iddianamede yer alan klasör sayısı 31 değil 33’tür. 16 klasör zirve ofisinde bulunan bilgisayar kayıtlarını içermekteyken kalan 17 klasör ise cinayete ilişkin yürütülen soruşturma dosyalarını içermektedir. Yani, İsmail Saymaz’ın iddiasının aksine savcılık, misyonerlerin herhangi bir suöçu olup olmadığını soruşturmadığı gibi sadece dava konusu olayı soruşturmuş (eksikte olsa) ve belli bir sonuca ulaşmıştır. Ancak bu 16 klasörde yer alan bilgi ve belgelerden rahatsız olan bir kısım insanlar bir şekilde bu davayı manipüle edip bu 16 klasörü gözden kaçırmaya çalışmışlardır. Peki bu 16 klasör hangi bilgileri içeriyor?

Dezenforme edilmeye çalışan bazı başlıklara ilişkin belgeler

* Molotov kokteyl parası olarak gönderildiği kaydedilen para kimlere gönderildi ve neden geri döndü? (1.İddianame 6 nolu ek klasör Sayfa 83)

Kayra ve Zirve yayınevi çalışanı Hüseyin Yelki’ye ait Tapeler (2.iddianame 67 nolu klasör)

* Misyonerlerin PKK ve diğer terör örgütlerine destek verdikleri yönündeki bilgiler

Misyonerlerin, Tarihi Eser Kaçakçılığını hakkındaki mahkeme kararı (Sahte bilirkişi raporu çıkartılması)


HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU


Genel Sekreterliği tarafından Müştekiye Bilgi konulu belgenin detaylarında İsmail Saymaz ve Nefret’ine ait bazı bilgiler bulacaksınız. 

“2011 yılı Ekim ayında Kalkedon Yayınlarından ilk baskısı yayınlanan Nefret isimli kitapta yazan ve soruşturma gizliliğini ihlal ederek, soruşturmada şüpheli olan asker personeli hedef durumuna getiren İsmail Saymaz ve yayıncılarla ilgili olarak yasal işlem başlatmadığı, bu şekilde görevi ihmal ile “SUÇ” ve “SUÇLUYU” gizleme suçları işlediği,”

 



İSMAİL SAYMAZ’IN FARKLI TARİHLERDE YAZDIĞI TWİTLERDEN ÖRNEKLER

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir